Bir Evlenme Teklifi 1
Oyun: Bir Evlenme Teklifi
Yazan: Anton Çehov
NATALYA: Sözünü kesmekten nefret ederim ama, azizim Ivan Vasilyeviç, yanılmıyorsam "benim
Öküz Çayın" dediniz. O yerin gerçekten sizin olduğundan emin misiniz?
LOMOF: Elbette, eminim.
NATALYA: Ne demek eminim? Orası sizin değil, bizim.
LOMOF: Oh, hayır aziz Natalya Stepanovna, orası benimdir.
NATALYA: Hay Allah, bir yaşıma daha girdim! Bu fikri nereden aldınız?
LOMOF: Nereden mi? Bakın, ben, sizin kayın ağaçlarıyla, bataklığın arasına kama gibi girmiş olan
Öküz Çayırı'ndan söz ediyorum.
NATALYA: Evet, muhakkak; ama orası bizimdir.
LOMOF: Oh hayır, yanılıyorsunuz aziz Natalya Stepanovna, orası bizimdir.
NATALYA: Oh, herhalde buna inanmamı istemezsiniz?
LOMOF: Fakat bu gerçeği vasiyetnamede görebilirsiniz aziz Natalya Stepanovna. Şüphesiz, şüphesiz
bir zamanlar, orası dâvâlıydı ama, herkes de bilir ki benimdir. Münakaşa edilecek hiçbir yönü yok
bunun. Eskiden halamın ninesi, babanızın dedesinin köylülerine şöyle kullansınlar diye vermiş. Onlar
da bir zaman sonra kendi mallarıymış gibi davranmaya başlamışlar. Fakat gerçek şu ki...
NATALYA: Bunların konumuzla ilgisi yok. Benim dedem de dedemin dedesi de tarlalarının
bataklığa kadar uzandıklarını söylerlerdi ki, bu da Öküz Çayırı'nın benim olduğunun tam bir kanıtıdır.
Tartışılacak hiçbir yönü yok bunun. Yoksa çok saçma olur.
LOMOF: Fakat vasiyetnameyi gösterebilirim Na-talya Stepanovna.
NATALYA: Siz benimle alay ediyorsunuz. Hey Allahım! Bu topraklar yüz yıldır bize ait. Oysa siz
tutup, birdenbire, bize ait olmadığını söylüyorsunuz. Neniz var İvan Vasilyeviç? Bu, on beş
dönümlük, değeri üç yüz ruble bile olmayan tarlanın sözü edilmez kuşkusuz ama, haksızlığa
katlanamıyorum. Evet, katlanamıyorum haksızlığa.
LOMOF: Fakat beni dinlemelisiniz mutlaka. Babanızın dedesinin köylüleri, tuğla pişirmek istemişler
halamın ninesine; halamın ninesi de iyilik olsun diye...
NATALYA: Bütün bu söyledikleriniz, bu halalar dedeler, nineler, falan filan; hep saçma! Çayır
bizimdir! Bu konuda söylenecek söz, bu kadar!
LOMOF: Hayır, benimdir!
NATALYA: Bizimdir! Bu konuda iki gün laf etseniz de on beş frak kuşanıp, yirmi çift eldiven
giyseniz de orası bizimdir, bizimdir, bizimdir!
LOMOF: Natalya Stepanovna ben çayırı istemiyorum. Ben sadece prensip üzerinde duruyorum. Eğer
istiyorsanız orasını size verebilirim.
NATALYA: Size asıl ben verebilirim. Çünkü orası bizimdir. Bu konuda söylenecek söz, bu kadar!
Fakat şunu da söyleyebilirim ki azizim İvan Vasilyeviç, davranışınız çok acayip. Şu ana kadar sizi iyi
bir komşu, hatta dost bilirdik. Nitekim geçen yıl size harman makinemizi vermiştik de bizim buğdayı
kasıma kadar içeri alamamıştık. Şimdi de kalkmış çingenelere davranır gibi davranıyorsunuz bize.
Benim toprağımı bana vermek! İşe bakın! Buna komşuluk denmez; arsızlık denir buna. Düpedüz, tam
anlamıyla...
LOMOF: Ya, demek siz beni zorba sanıyorsunuz ha? Buraya bakın aziz bayan, ben şimdiye kadar
kimsenin toprağını zorla almadım. Kimse de şu anda böyle bir halt ettiğimi söyleyemez. (Gidip
çabucak su içer) Öküz Çayırı benimdir!
NATALYA: Yalan! Bizimdir!
LOMOF: Benim!
NATALYA: Yalan! Size, bizim olduğunu ispat edeceğim. Orakçılarımızı göndereceğim şimdi oraya.
LOMOF: Anlamadım?
NATALYA: Orakçılarımı göndereceğim bugün oraya!
LOMOF: Tekmeyle kovarım onları!
NATALYA: Sıkıysa! Cesaretiniz varsa!
LOMOF: (Kalbini tutar) Öküz Çayırı benimdir, anlıyor musunuz, benim!
NATALYA: Lütfen bağırmayın! Evinizde istediğiniz gibi bağırabilirsiniz ama, burada kendinize
hâkim olun.
LOMOF: Eğer kalbim böylesine çarpmasaydı, eğer kan tepeme çıkmasaydı, sizinle böyle yumuşacık,
efendi efendi konuşmazdım. (Bağırır) Öküz Çayırı benimdir!
NATALYA: Bizim!
LOMOF: Benim!
NATALYA: Bizim!
LOMOF: Benim! (Çubukof girer)
ÇUBUKOF: N'oluyor burada? Ne diye bağırıyorsunuz?
NATALYA: Babacığım, lütfen bu baya söyler misiniz? Öküz Çayın kimindir? Onun mu? Bizim mi?
ÇUBUKOF: (Lomof’a) Tabiatıyla bizim, kocamış arkadaşım.
LOMOF: Nasıl sizin olabilir azizim Stepan Ste-panoviç? insaf edin! Belki halamın ninesi orayı
dedenizin köylülerine vermiş olabilir ve onlar da çayırı kendi mallan sayabilirler ama...
ÇUBUKOF: Hayır, hayır aziz oğlum. Bir noktayı unutuyorsunuz. Siz bu hükme, köylülerin para
vermemesinden varıyorsunuz, halanızın ninesine ve daha bir sürü. Ama çayır dâvâlıydı o zamanlar.
Sonraları bile. Sonra sonra yoluna girdi her şey. Bilhassa herkes bilir ki çayır bizimdir.
LOMOF: Orasının bana ait olduğunu ispat edebilirim.
ÇUBUKOF: Siz hiçbir şeyi ispat edemezsiniz kocamış oğlum.
LOMOF: Edebilirim!
ÇUBUKOF: Aziz delikanlı, ne diye böyle bağırıyorsunuz? Bağırmakla hiçbir şey ispat edemezsiniz!
Bana bakın, benim hiçbir şeyinizde gözüm yok. Ama bana ait olan bir şeyi size bırakacak değilim.
Hem neden bırakayım? Kaldı ki siz bu mevzuda münakaşaya devam ederseniz, ben de onu derhal
köylülere veririm, işte o kadar.
LOMOF: "İşte o kadar" değil. Başkasının malını, başkasına verme hakkını kimden aldınız?
ÇUBUKOF: Bu hakka sahip olup olmadığımı ben bilirim. Ayrıca şunu da kafanıza sokun, aziz genç
adam, karşımda bu tonda konuşulmasına alışık değilim. Ve daha bir sürü. Ayrıca ben, aziz genç
adam, sizden iki defa daha yaşlıyım. Ve sizden benimle böyle konuşmamanızı rica ediyorum. Ve
daha bir sürü.
LOMOF: Beni aptal mı sanıyorsunuz? Önce malıma sahip çıktınız sonra da sakin ve nazik olmamı
bekliyorsunuz, îyi bir komşu böyle davranmaz Stepan Stepanoviç. Siz bir komşu değil, zorbasınız.
ÇUBUKOF: Neydi o? Ne dediniz bakayım?
NATALYA: Babacığım orakçıları derhal çayıra gönder.
ÇUBUKOF: (Lomof’a) Ne söylemiştiniz beyefendi?
NATALYA: Öküz Çayırı bizimdir ve asla bırakacak değiliz, asla, asla, asla!
LOMOF: Görürüz! Mahkemeye vereceğim sizi. Göstereceğim size!
ÇUBUKOF: Mahkemeye mi vereceksiniz? Pekâlâ, verin bakalım mahkemeye. Ve daha bir sürü. Ben
zaten bilirim sizi, mahkemeye vermek için fırsat kolluyordunuz. Ve daha bir sürü vesaire. Sizi
düzenbaz, şirret, sizi! Bütün soyunuz böyleydi zaten. Topunuz!
LOMOF: Soyumu bu işe karıştırmayın! Lomof'lar daima namuslu ve asildi. Hiçbiri dedeniz gibi
emanete hıyanet etmedi.
ÇUBUKOF: Lomof'ların hepsi de zırdelidir, topu birden!
NATALYA: Topu birden!
ÇUBUKOF: Dedeniz bir ayyaştı. Sonra o, mimarla kaçan öteki halanızdan ne haber? Ve daha bir
sürü.
NATALYA: Ve bir sürü!
LOMOF: Sizin ananız da kamburdu! (Kalbini tutar) Oh, kalbim çarpıyor... Başım dönüyor. İmdat!
Su!
ÇUBUKOF: Babanız su katılmamış bir kumarbazdı!
NATALYA: Halanız da skandallar kraliçesiydi!
LOMOF: Sol ayağıma inme indi. Siz fesatsınız... Oh, kalbim! Herkes biliyor son seçimlerde
çevirdiğiniz do... yıldızlar uçuyor etrafımda. Nerde şapkam?
NATALYA: Aşağılık! Çirkef!
ÇUBUKOF: iki yüzlü, çirkef!
LOMOF: işte şapkam... Oh, kalbim... Kapı nerde? Nasıl çıkarım buradan?... Oh, galiba ölüyorum...
Ayaklarım dolanıyor. (Kapıya gider)
ÇUBUKOF: (Peşinden) Bir daha evime ayak basayım deme sakın!
NATALYA: Git bakalım mahkemeye! Görüşürüz. (Lomof güçlükle çıkar)
ÇUBUKOF: Şeytan alsın! (İçer, kızgın dolaşır)
NATALYA: Kötü adam! Böyle bir olaydan sonra insan nasıl olur da komşularına güvenebilir?
ÇUBUKOF: Alçak! Bostan korkuluğu!
NATALYA: Tam bir canavar! Önce toprağımızı çalmak istedi, sonra da sana bağırıp çağırdı.
ÇUBUKOF: Evet, bu şalgam, bu aptal tavuk, kalkmış bir de teklifte bulunuyor; hem de ne teklif?
NATALYA: Ne teklifi? '
ÇUBUKOF: Ne teklifi olacak? Sana evlenme teklifi!