Biraz Gelir Misiniz?
Oyun: Biraz Gelir Misiniz?
Yazan: Aziz Nesin
MATEH
Doğru söylüyorsun zani… Ben bir başıma giderim, tek başıma… Gitmek zorundayım. Ben
ölmek istemiyorum. Hepimiz, herkes gibi öleceğiz; istesek de istemesek de… Ama ben
ölünce, Mateh Usta, iyi bir babaydı, demiyecekler. Şarey’ in babası, Cino’nun babası, Zani’
nin kocası… Matah Usta, Mateh Ustaydı diyecekler. Mateh öldü. Ölen Mateh, Misa’ nın
babası, Bomok’ un ustası, ölen Mateh Supi ustası Mateh’ tir. Benim yapılacak işlerim var
zani. İşlerim var… (Seyircilere) Biliyor musunuz öleceğinizi? Haberiniz var mı? Beyninize
kıymık girmiş mi? (Zani’ ye) Niçin yaşadıklarınızı da bilmiyor musunuz? Ölüm nerden
gelecek? (Kapıya doğru) Burada mı? ( Pencereye ) Şurdan mı? (Mendilini çıkarır) Ölüm bu
mu? (Mendil düşer) Yanımda mı, içimde mi? Yoksa ben mi onun içindeyim? Etin, kemiğin,
kanın, sinirin ölümünü anlıyorum. Değişir, gider. Korkunç olan bu değil. Bunca yıldır
aldıklarımız, biriktirdiklerimiz, topladıklarımız ne olacak? Kelimeler nasıl ölecek? Bu
renkler? Bu koku? Bu sesler nasıl ölecek? Elli beş yıldır biriktirdiğim kelimeler…
Gözlerimde topladığım renkler, ya supimin sesleri… Bunlar nasıl ölecek? Korkunç olan işte
bu. Sesiniz kalmayacak dünyada heeey, sesiniz yok. Yaşamamak… Et, kemik, kan değil, renk
yok, ışık yok, ses yok. Yok, yok… Onların hepsi benimdi. Onları birer birer, teker teker
toplamıştım. Ben ölmek istemiyorum. Supimin perdesini tam yerine koyup, istediğim sesi
dinleteceğim size… Nasıl yırtmalı bu zamanı? Supi… (Birden yumuşar) Ben gitmeliyim.
Kendim için yaşamıyorum, sizin için de değil… Zani, senin için de değil. Ben herkes için
yaşıyorum, Supi için… İşim çok zor… Pazartesinden salıya bir hafta süren, bir yer
bulmalıyım. (Üzgün) Sen haklısın Zani, ama ben de haksız değilim. Hoşça kalın… (Sokak
kapısına doğru bir iki adım atar.)