Fehim Paşa Konağı
Oyun: Fehim Paşa Konağı
Yazan: Turgut Özakman
RASİM BABA
Ebe kadın “Oğlun oldu!” deyince, çektim tabancamı, grav grav grav tavanı kalbura çevirdim.
Oğlan yürüdü, kurban kestim. “Baba…” dedi, kırk yoksulu giydirdim. Sünnetinde sevinçten
öyle içmişim ki, az kaldı karım diye kaynanamın koynuna giriyordum. Ee muhterem, keyiften
kabıma sığamıyorum. Aksaray’ı haraca kestiğim zamanlar. Şamarımı yiyen, Allah canımı
alsın, feleğini şaşırıyor. Bir gün Fehim Paşa’nın vekilharcı Nuri Bey geldi, “Paşa seni görmek
istiyor,” dedi. Bilirsin, bir kabadayı sivrildi mi paşa çekip yanına alır ki bir başka paşaya
gitmesin. Böylece Fehim Paşanın adamı oldum muhterem. Fırtına gibi esmeye başladım ki,
maazallah. Bir gün Fehim Paşa beni çağırtmış, çıktım huzuruna. “Rasim,” dedi. “Tanaş’ı
madara edeceksin. Canımı sıkmaya başladı.” Tanaş Galata’nın haracını yiyen bir Rum
kabadayısı. Babayiğit kabadayıydı ha. Öyle cavalacoz külhanbeylerden değildi. Haber
yolladım, “Yoluma çıkmasın, ezerim,” diye. Başladık birbirimizi kollamağa. Bir akşam
Marika’nın evinde karşılaşmaz mıyız? Herkes bir yana sindi. Saz sustu. Koltuğumun altından
saldırmayı çekip ayağımın ucuna attım. O da saldırmasını çıkarıp benim üstüme fırlatmaz mı?