Fırtına

Oyun: Fırtına
Yazan: Ostrovsky
Çeviren: Nafia Tanur


KATERINA: Artık nereye gidebilirim? Eve mi? Hayır; ha eve, ha mezara, hepsi bir.
Evet, benim için ha eve, ha mezara!...Ha eve, ha mezara!... Mezar daha iyi. Ağaçların altında
bir mezarcık. Oh! Ne kadar iyi!...Güneş orayı ısıtır, yağmurlar orayı sular. İlkbaharda, üstünde
otlar biter. Yumuşacık.Ağacın üstünde kuşlar uçuşur, cıvıldaşırlar, yavrular ürer. Çiçekler
açar, sarı sarı, kırmızı kırmızı, mavi mavi. çeşit çeşit.
Çeşit çeşit çiçekler. Öyle sakini öyle güzel ki! Artık öyle erinç içindeyim ki. Yaşamı
düşünmek bile istemiyorum. Yine yaşamak mı? Hayır, hayır, gerekli değil. Oranın
duvarlarından bile nefret ediyorum. Oraya gitmeyeceğim. Hayır; hayır, gitmeyeceğim! Onlara
gitmek mi?... Onlar yürüyorlar. Gülüyorlar, bana bunun ne gereği var? Ah karanlık oldu! Bir
yerde ilahi söylüyorlar?... Ne söylüyorlar? Anlaşılmıyor. Ölmeli.Ne söylüyorlar?... Ha ölün
gelmiş, ha kendin. Yaşamak artık olmaz. Günah için dua etmeyecekler mi? Kim seviyorsa O
dua edecektir. Tabutta elleri haç şeklinde kavuştururlar. İşte böyle. Şimdi hatırlıyorum. Ah,
beni yakalarlar da zorla eve sürüklerler. Aman çabuk, çabuk!
(Kıyıya yaklaşır, yüksek sesle)
Sevgilim benim! Mutluluğum benim! Allah' ısmarladık!