Scapen'in Dolapları
Oyun:Scapen'in Dolapları
Yazan: Moliere
Çeviren: Orhan Veli Kanık
ZERBINETTE
Adı Oronte.Or.ron.ronte.hayır, Ge. Geronte.Evet Geronte, tamam; işte başımın
belası; buldum; işte sözünü ettiğim nekesin adı.Ne diyordum? Ha, bizimkiler de
tuttular, bugün buradan başka yere gitmeye kalktılar. Bi'şey değil, aşığım
parasızlık yüzünden, beni elinden kaçıracak, ne yapsın bu parayı, babasından
çekmek için uşağının dalaveresine başvurmaktan başka çare bulamadı. Bakın,
uşağın adını iyi biliyorum, adı Scapin. Yaman adam doğrusu, ne türlü övülse
hakkıdır. Enayiyi avlamak için bakın ne dolap çeviriyor. Hah, hah,
hay!...Düşündükçe güleceğim geliyor, hah, hah, hah, hay!... Gidiyor, pintiyi
buluyor,hah, hah, hah!...Diyor ki, oğluyla berber rıhtımda dolaşırlarken , hah,
hah, hay!..Bir Türk kadırgası görmüşlermiş de, kalyondan bunları içeriye
çağırmışlarmış. Sözüm ona, gene bir Türk bunları ağırlamış, aman Tanrım! Tam
yiyip içerlerken gemi açılıvermiş. Türk, Scapin'i tek başına bir kayığa bindirip
kıyıya göndermiş. Sözde demiş ki babasına söyle, hemen beş yüz altın
yollamazsa , oğlunu Cezair'e götüreceğim. Hah, hah, hay! Almış bizim hasisi,
bizim mendeburu bir telaş. Bi yandan da, ne olsa oğlu ya, merhemeti
bırakmazmış; ama beş yüz altının lakırdısı da evlat acısı gibi içine işlermiş. Hah,
hah, hay! Bi yandan parayı gözden çıkaramamış, bi yandan da, içinin acısıyla
oğlunu kurtarmak için, bin bir çeşit, gülünç çareler bulurmuş. Hah, hay! Bi
aralık kadırganın arkasından denize kanun gönderecek olmuş. Hah, hah, hay!
Parayı vermeye bi türlü yanaşmazmış da, git dermiş, uşağına, ben bu parayı
denkleştirinceye kadar oğlumu bıraksınlar, yerine seni alıkoysunlar. Hah, hah,
hay!...Bi aralık da beş yüz altın yerine, beş para bile etmeyecek üç beş kat eski
giysisinden vazgeçmeye kalkmış. Hah, hah, hay!... Uşak, bütün bu tekliflerin
akıl karı olmadığını kendisine anlatmış.O, yine, her sözün başında, acı, acı: ''
Ama, ne halt etmeye gitti şu kadırgaya, ah kör olası kadırga, ah insafsız Türk!
''der dururmuş. Neyse, bi hayli düşündükten, bi hayli ahlayıp ofladıktan
sonra.Ama, sanırım, boşuna anlatıyorum. Hiç gülmüyorsunuz. Efendim?