Sevgili Doktor 1

Oyun: Sevgili Doktor
Yazan: Anton Çehov


(Seyirciye) O akşam "Sakallı Kontes oyununun galasına en güzel ve en pahalı yerden iki koltuk bileti almıştım...
Eşim ve kendim için... (Yerine geçer oturur. O sırada generalin tam önünde oturduğunu görür) İyi akşamlar
sayın generalim... İzin verirseniz kendimi tanıtayım Sayın generalim... Ben Çerdyakov ivan İlyiç ... Benim için
ne büyük Şeref efendim... Sizin gibi ben de sayın generalim, Yeşil Sahalar ve Parklar Bakanlığı'nda hizmet
görüyorum... Yani bizzat bakan olan zatıâlinizin emrindeyim... Ağaçlar ve Fidan'lar Müdürlüğü başkâtip
yardımcısıyım efendim... Canla başla çalışıyoruz efendim... (Generalin karısına) Nasılsınız madam Brasilhov...
Umarım afiyettesinizdir... (Oyun başlar. İzleyelim gibi bir jest az sonra kendini tutamaz. Fısıltıyla Generalin
karısına) Tanıştıramadım demin... Eşim Madam Çerdyakov... Ben de eşimin kocasıyım... (General kızmıştır.
Oyunu izlemeye devam eder. Az sonra dayanamaz) Umarım oyun hoşunuza gider efendim... (Yine uyarılır
izlemeye devam eder... Az sonra Çerdiyakov generalle ailecek tanışmış olmaktan memnun oyunu izlerken
Aniden fırtınalı göklerden inen bir yıldırım gibi başını geriye atar ve şiddetle Generalin ensesine hapşırır)
HAAAPŞUUUU... Eyvahlar olsun özür dilerim sayın generalim... Çok çok affedersiniz... Düpedüz hayvanlık
denir benim bu yaptığıma... Yaptığım affedilmez bir şeydi... İzin verin de ensenizi sileyim... Bu kadarcık olsun
kabahatimi tamir etmeye çalışayım... Ah nasıl yaptım bunu... Başınıza yağmur gibi indi generalim... Başınızı
sırılsıklam ettim... İnanın niyetim kötü değildi... Bir kazadır oldu işte... Utancımdan yerin dibine geçtim...
(Oyunu izlemek konusunda uyarılır) Çok özür dilerim affedersiniz... (Bir süre izler... Dayanamaz) işin kötüsü
sayın generalim apansız oluverdi... Kendimi tutayım demeye kalmadan boşalıverdi burnumdan... (Şşt derler) Şşt
tabii... Tabii... Kusura bakmayın... (izler. . Dayanamaz... Fısıltıyla) Merak etmeyin soğuk algınlığı değil. Belki
burnuma bir toz kaçtı da... (Yine ikaz edilir) Pardon... (Süklüm püklüm oyunu izler. Oyun biter... Alkış... Ama
aklı generalde) sayın generalim... İnanın az önceki aksırık burnumdan fitil fitil geldi. . Burnumdan soluyacak
halim bile kalmadı. . Ama şimdi sadece oyundan sonra ıslak bir başla serin havaya çıkmanızdan endişe
ediyorum... Oyunu nasıl buldunuz... Eğlenceliydi değil mi? . Ben gülmekten kırıldım... Yıllardır bu kadar
gülmemiştim... Hele şu sahne aklımdan hiç çıkmıyor... Aksırdığım an... Tepenize aksırdığım an işte o anda
canım burnumdan geldi (General uzaklaşır) Tekrar özür dilerim... İyi akşamlar generalim... İyi
akşamlar...(Yalnız kalınca seyirciye anlatmaya başlar) Ne kadar uğraşsam da bu olay aklımdan çıkmıyordu... Bu
yaptığım büyük bir kabalıktı... (Evde) Bu iş neden başıma geldi... Tiyatroda ne işin var be adam... Hadi tiyatroya
gittin diyelim... Neden balkonda kendi sınıfından adamlarla oturmazsın... Orda birinin suratına hapşırsan bile çok
yaşa der... Generalin huzuruna çıkıp durumu bir daha açıklasam... Burnu sürtülmüş bir adam gibi alttan alsam...
Yalvarsam yakarsam... Beni bağışlar herhalde... Bağışlar bağışlar... (Kapıyı çalar içeri girer. Bir süre generale
bakar... General onu hatırlamamıştır) Beni tanımadınız mı sayın generalim... Dün gece biraz gürültülü bir şekilde
tanışmıştık... O küstah benim işte... O hapşırıp başınızı ıslatan küstah... Ben sadece beni affetmenizi istiyorum...
Lütfen kabul buyurunuz... Bu hapşırmanın hiçbir politik nedeni yoktu... Topluma karşı bir suç işlemeyi asla
düşünmüş değilim... Partizanca olmayan, şiddet hareketleriyle ilgisi bulunmayan masum bir aksırık... Suratımın
ortasında duran şu koca tümseğe lanet olsun... Anam beni burunsuz doğursaydı keşke... Şu kırılası burnumun
işlediği haltları benden bilmeyin n'olur... Burnunun dikine giden bir adam değilim... Burnundan kıl aldırmayan
bir adam hiç değilim... Şu günahkâr burnumu yerden yere vurun... Ama beni affedin... Sayın büyüğüm beni
affedin... Affettiniz mi... Beni affettiniz.... Nasıl ferahladım anlatamam... Dünyalar benim oldu... Teşekkür
ederim bakanım... İyi günler... İyi günler... (tam çıkacakken birden ) Ama bir dakika... Beni cezalandırmak
istemiyordunuz madem neden kalpsizce işkence ettiniz bana. Şu meşhur aksırık umurunuzda bile değilse neden
anamdan emdiğim sütü burnumdan getirdiniz... Canım burnumdan geldi... Gururumla oynadınız... Küçük
düşürdünüz... Aşağılanan sınıflarda hakkını aramalı... Öyle bir dünya kurulmalı ki ırk ve din farkı gözetilmeden
her ulustan özgür insanlar hiç korkmadan amirlerinin suratına hapşırabilsin... Ne demek derdin ne... Sizin gibi
yüksek tabakadan bir bakan benim gibi bir memur parçasına sormak lütfünde bulunuyor demek... Derdin ne...
Bütün olanlar yetmiyormuş gibi kalkmış şimdi derdin ne diyorsunuz... Ne istediğimi söyleyeyim size... Tepenize
hapşırdığım için tekrar özür dilemek istiyorum... Sanırım yeterince meramımı anlatamadım... Kaza oldu... Emin
olun... Kaza... Kaza... (General bağırmaya başlar kovar onu) Bağırmayın general hazretleri. . Makam
koltuğunuza yaslanıp benim gibi bir memura bağırmak kovmak size yakışmıyor... Şimdi gideceğim ama bu
aksırık olayının bir kaza olduğuna inandığınıza emin olmak istiyorum... Kazaydı. Kazzzzzzzzzzaaapşı...
(Derken aksırık biçimde çıkar)